Orhan Ayhan: Hiçbir üniversiteden talep gelmedi şaşkınım

Orhan Bey, 2017 yılında çıkan “Mikrofonda 55 sene Orhan Ayhan” kitabınızla açmak istiyorum. Kitabın önsözünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yazmıştı. Nasıl tanıştınız kendisiyle?

– 1994 yılında Kınalıada ’da tanıştık. Kasım ayıydı. Orada yazlığımız var. Biz hanımla beraber adadan çok geç ayrılırdık. Bir gün yine dolaştık, kozalaklar falan aldık. Evi ısıtıyoruz onlarla, güzel oluyor. Bir baktım Sular İdaresi ’nin orada, Kınalı ’nın Burgaz ’a bakan köşesinde genç, boylu poslu, yakışıklı bir adam söylev yapıyor.

Dedim; “Kimdir bu adam, ne güzel konuşuyor.” “Yeni belediye başkanı” dediler.

Merak ettim, anında gittim yanında. Eskiden tüm Kınalıada ’nın altı foseptikti. Yazın da 35 bin olurdu adanın nüfusu. Dediler oysa,“Denizin altından açık denize doğru foseptik deşarj çukurunun açılışını yapıyor.” “Helal olsun, Rahatlık Partisi olarak seçimde buradan 16 oy aldı. Yalnızca 16 oy aldığı yere bu hizmeti yapıyor. Devlet adamı böyle olur” dedim. Tanışmamız o kadar oldu. sonradan birçok yerde karşılaştık.

Sizin sunduğunuz maçları takip ediyor muydu?

– Cumhurbaşkanımız benim sıkı seyircim. Tüm Muhammed Ali maçlarımı takip ederdi. Natürel fazla yaklaştık birbirimize.

Çok fotoğraflarımız var. Hatta 2016 yılında arabada bu vesileyle Muhammed Ali ’nin vefat haberini alıyor, fazla üzülüyor. Muhsin Köse ’ye diyor ancak; “Ivedi Orhan Abi ’yi alıyorsunuz, yarın Amerika ’ya gidiyoruz.” Birlikte Amerika ’ya gittik, cenazede bulunduk. Dolayısıyla keza Muhammed Ali ’ye olan sevgisi, benim maçlarımı seyretmesi, hem spora olan yaptığı yatırımlar nedeniyle fazla manâlı biri. Bugüne değin spora bu kadar yatırım yapan bir başka politikacı olmadı.

Orhan Ayhan: Hiçbir üniversiteden talep gelmedi şaşkınım

FRANK SINATRA ’NIN BİLE ALINMADIĞI MUHAMMED ALİ ’NİN ODASINA GİRDİM

Siz efsane boksörle nasıl tanıştınız? Unutulmaz bir yayınınız var Muhammed Ali ’yle, anlatır mısınız o günü azıcık?

– Frankfurt ’ta müsabakaya gittik. Ben natürel hiçbir şey yapamıyorum; ringe yaklaşmak yasak, adım atmak yasaklanmış. Organizasyonun sahibi Willy Seller beni çok severdi. “Ben sana kokart vereyim, Ali ’nin odasına gir” dedi. “Yahu” dedim, “Birazcık evvel Amerika ’dan bir uçak dolusu misafiri geldi, almadılar. Dünyaca ünlü şarkıcı-aktör Frank Sinatra 20 dakika önce darıldı. Yakın arkadaşlar lakin odaya alınmadı. Maçtan önce odasına kimse giremez, ben nasıl gireceğim?” “Ben patronum” dedi. Taktı bana kokartı, yanıma aldım foto muhabirimi, kapıyı çaldım, içeri girdim. Maça 20 dakika var. Muhammed Ali ekrandan bir önceki maçı izliyor. “Hiç sinirli olmayın bana. Ben Müslüman bir ülkeden, Türkiye ’den geliyorum. Şu kadar vatandaşımız var. derhal sizin bütün maçlarınızı sabah 4 ’lerde ben anlatıyorum. Herkesin evinde ışıklar yanmaya başlıyor ve sizi çok seviyorlar” dedim.

O bozuk bakışı uçtu. Ondan sonradan sıcak üç-beş sözcük ettik. Büyük bir sevgiyle odadan ayrıldım. Sonra aradan 6-7 ay geçti. Rahmetli Erbakan, Türkiye ’ye davet etti. Eminim ama Muhammed Ali benden aldığı bilgilerle sıcak karşıladı Erbakan ’ın davetini. Burada kaldığı otelde kendisini ziyaret ettim. Beni fark etti, hatırladı, şaşırdı. Ali ’nin bütün kayda değer maçlarını ben anlattım. İlk maçı 8 Mart 1971 ’de Ankara ’dan verdik. TRT ’nin Amerika ’dan ilk canlı yayını. Muhammed Ali, Joe Frazier ile karşılaşıyor.

Orhan Ayhan: Hiçbir üniversiteden talep gelmedi şaşkınım

11 BİNDEN FAZLA MAÇ ANLATTIM

Meslek hayatınız boyunca binlerce maç anlattınız. Çok etkileyici bir kariyeriniz var…

– Şimdiye kadar 11 binden fazla maç anlattım. Boks, kickboks, futbol ilk kez olmak üzere bir sürü maçı sundum.

İlk maçınızı hatırlıyor musunuz?

– Evet, 23 Ocak 1963 ’te Galatasaray-Milan maçıyla başladım. Hayatım zorlukla geçti. 1962 ’de imtihan yaptılar. Türkiye Radyoları ’nda spor spikerliği imtihanı. Babıali ’den 65 kişi katıldı. Ben o vakit 24 yaşında bir adamım. 1.5 ay haber anlattırdılar. En hoş ben konuşmuşum. Haberleri en hoş ben okumuşum. Çünkü 1957 yılında spor muhabirliğine başlamıştım. 19 yaşındayken Son Posta ’da tek başıma bütün sayfayı dolduruyordum. Anlamadığım bilmediğim dal yoktu. Futbolcuların isimlerini de çok iyi bildiğim için oradaki rakiplerime ayrım attım. Birinci Orhan Ayhan Son Posta spor muhabiri, ikinci Alp Sirek Tercüman spor müdürü, üçüncü İhsan Biricik Çevirmen istihbarat şefi. Rakiplerime bak. İhsan Biricik bir gün kıskançlığından dövecekti beni! (Gülüyor)

Spor spikeri edinmek hayaliniz miydi gençliğinizde?

– Hayır, beni Halit (Kıvanç) Abi zor kullanarak imtihana soktu. O dönem arkadaşım Oktay telefon açıp “Orhan spor spikerliği açılıyor, seni de yazıyoruz” dedi. “Hayır, benim ne işim olur” diye karşı çıktım. Bir baktım telefon çalıyor; arayan Halit Kıvanç. “Orhancığım ben İngiltere ’ye gidiyorum, BBC ’ye, spor spikerliği imtihanına senin ismini de yazdım” dedi. Bizde emir demiri keser. “Peki abi” dedim ve imtihanda ben birinci oldum.

Orhan Ayhan: Hiçbir üniversiteden talep gelmedi şaşkınım

BEN BİR TARİHİM

O günden bugüne başarılarla doymuş 64 yılı geride bıraktınız…

– Hâlâ bomba gibi gidiyorum. 7 Ocak ’ta 84 yaşıma giriyorum. Her hafta cumartesi sabahları TRT Spor ’da 30-40 dakikalık bir program yapıyorum. Makine gibi, 35 dakikalık programı 38 dakikada bitiriyorum. Banda alınıyor. Lakin bugüne değin hiçbir üniversiteden talep gelmedi biliyor musunuz? Şaşkınım, fakat ben bir tarihim. Benim programlarımı seyretseniz şaşırırsınız.

Iş yaşamınızın unutulmaz anlarından da bahsedelim biraz…

– Bir Fenerbahçe-Galatasaray maçından önce iki takımın teknik direktörlerini yemekte bir araya getirmiştim. Galatasaray ’a dört üstünlük kazandıran Brian Birch ile Fenerbahçe ’ye iki üstünlük kazandıran Didi ’yi. İkisini maçtan önce yemeğe aldım. Var mı böyle bir gazetecilik? Hiç kimse bunu yapamaz. Türkiye ’de futbol seslenmek, Fener-Galatasaray demektir.

“MEŞİN DAIRESEL” LAFINI BEN İCAT ETTİM

Şimdiki meslektaşlarınızı nasıl buluyorsunuz?

– Şimdiki spikerlerin tümü aynı kelimeyi kullanmaya başladı. Ona fazla sinirleniyorum. “Dışarıdaa, dışarıdaaa!” Auta giden top daima “haricen”. Diğer laflar söyleyin. “Meşin dairesel” lafını ben icat ettim. “Neden, her zaman top top top” dedim. İhsan Biricik ’e dedim ama, “Abi ben diğer bir şey yapayım. Biz gazeteciler aynı tümce içinde aynı kelimeyi ikinci kez kullanmayız. Bu konuşurken de böyle olmalı. Ben bir şey buldum; meşin yuvarlak.” “Şahane!” dedi. Meşin yuvarlak böylece bir tuttu ama, şu an bütün o toplar naylon ama hâlâ meşin yuvarlak diyorlar.

 

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir