Miranda, Carrie ve Charlotte döndü ama…

Bekâr, ‘egemen ’, şehirli dört kadının dostluklarına ve ilişkiler hakkında güzelce konuşmalarına odaklanan ‘Sex and the City ’, ‘konuşan kadınlar ’ prototipini yaratarak yayımlandığı yıllarda bir televizyon devrimine imza atmış ve global bir fenomene dönüşmüştü. Arkasından gelen iki filmle ‘diziyi peşine düşüp takip eden film ’ trendinin de öncülerinden olan yapımın başarısının birkaç sebebi vardı: İlki, tüm beyazlıklarına ve ayrıcalıklarına rağmen karakterlerin birer arketip olması ve dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her yaştan kadının kendini ya da arkadaşlarını bir karaktere benzetebilmesi. İkincisi, dizinin modayı ve New York şehrini birer şahsiyet olarak kullanması. parmağını yeni ve güncel olandan hiç kaldırmaması.

DÜPEDÜZ KOMİKTİ

Üçüncüsü, dizinin düpedüz komik olması ve yazılması. Ve sonuncusu, aşk ve ilişkilere dairmiş gibi gözükürken aslında ‘en önemli ilişkiniz kendinizle olandır ’ diyen bir dili olması. 

‘And Just Like That ’te bu vasıfların bazıları var, bazıları değil. Dizi, orijinalinin beyazlığını düzeltmeye çalışmış, aferin. Daha birincil bölümden üç beyaz olmayan karakterle tanıştırıyor bizi: Kurumsal hayatı bırakıp insan hakları mastırına başlayan Miranda ’nın hocası Nya; Charlotte ’ın ‘anne WhatsApp ’ grubundan arkadaşı Lisa ve köşe yazarlığından podcast ’çiliğe transfer olan Carrie ’nin patronu, Meksikalı kuir diva Che. Fakat şimdilik bu karakterler kendi hikâyelerinin kahramanları olacaklar mı yahut seyircinin eline vuran birer cetvel görevi mi görecekler, söylemesi zorlama. Zira ilk bölümde Miranda ’yı günümüz politik iklimine uyum sağlamaya çalışırken komik durumlara düşen, hatta saçını beyaz bırakırken bile kararsızlık eden bir şahsiyet olarak görüyoruz. Carrie ise patronu kadar ‘Seks hakkında daha fazla konuşması ’ konusunda uyarılıyor. Pardon, ben 6 sezon ve 2 film her tarafında başka bir dizi mi izledim? Ben başka bir ilde miydim? Benim bildiğim Miranda seçimlerini çekinmeden savunur ve politik anlamda son derece ilericidir. Carrie ise altı sezon baştan başa kendini ‘seks yazarı ’ olarak tanıtmadı mı yahut biz mi bunadık?

Modaya ve büyük kasaba kültürüne gelince… ‘And Just Like That ’ o cephede de sınıfta kalıyor. Orijinal dizinin kostüm tasarımcısı Patricia Field de tıpkı ‘en yakın arkadaşım ’ dediği, Samantha ’yı canlandıran Kim Cattrall gibi dizide değil ve yokluğu hissediliyor. Miranda ’nın derse giderken giydiği demode döpiyesler mi dersiniz yahut Charlotte ’ın ergen kızlarına aldığı dudak uçuklatan Oscar de la Renta elbiseler mi? Dizide Carrie ’nin ‘En büyük aşkım ’ dediği New York ’a dair tek bir yorum, şaka ya da gözlemse şimdilik yok.

‘And Just Like That ’in pandemiden büyük yaralar bölge şehrin ruhuna dair söyleyecek sözü var mı, yoksa Park Avenue ’dan öteye geçemeyecek mi, ileriki bölümler gösterecek. Birçok komedi gibi 22 dakikalık bölümlerden oluşan ‘Sex and The City ’nin aksine ‘And Just Like That ’ 45 dakikalık bölümlerle kendini drama kategorisine sokmuş. Zaten gülünç de yok. Bunda en büyük faktör dizinin komedi omurgası Samantha ’nın etrafta olmaması. Neyse ancak “Samantha ’ya ne oldu” sorusunu birincil dakikadan cevaplıyor dizi. Carrie bu ekonomide Samantha ’yı halkla ilişkiler uzmanı olarak tutamayacağını söylemiş, Samantha da buna çok bozulup Londra ’ya taşınmış. “Beni bir ATM olarak gördüğünü bilmiyordum” diyor Carrie. Grubun hepsinden zengin olan Samantha için o kadar uyduruk bir açıklama doğrusu.

Miranda, Carrie ve Charlotte döndü ama...

Kim Cattrall da pek düşünmüş olacak ama tepkisini sosyal medyada “Yalnızca Kim Cattrall ’ın olduğu işleri izlemek istiyorum” diyen bir tweet ’i beğenerek gösterdi. Zaten konuyla ilgili diyeceğini demişti. 2018 ’de abisinin vefatından sonra başsağlığı dileyen Sarah Jessica Parker ’a Instagram ’dan verdiği cevap fazla sertti: “Ne sevgine ne desteğine ihtiyacım var. Ailem de değilsin, arkadaşım da. Son kere söylüyorum, iyi kız rolünü pekiştirmek için acımı sömürmeyi bırak.” Dizi, bıraktığı ufak ipuçlarıyla yeniden katiyen Samantha rolüne dönmeyeceğini söyleyen Cattrall ’a kapının hâlâ açık olduğunu belirlenmiş etmiş. Kapıların kapandığı karakterse ne acı fakat Standford Blatch. Eylülde kanserden ölüm eden Willie Garson ’ın can verdiği şahsiyet, üçüncü bölümden daha sonra maalesef değil.

‘MERHABA SEVGİLİLERİM ’

‘And Just Like That ’, Carrie ’nin arkadaşlarını görür görmez çığlık atması, ayakkabılarına bakıp “Merhaba sevgililerim” demesi gibi vefalı izleyicilerin ezbere bildiği anları hatırlattığında insanın içini ısıtıyor. 50 yaşın üstünde kadınların hayatlarının bitmesi gerektiğine inanan cahillere inat ekranlara dönmesi de mutlu ediyor. Umalım ama bir kadının ideal eşi bulduğunda yok, fakat kendine yetebildiğinde mutlu olacağına dair inancından da vazgeçmemiş olsun. Önümüzde 7 birim daha var, izleyip göreceğiz.

Miranda, Carrie ve Charlotte döndü ama...

DİKKAT SPOİLER! İZLEMEDİYSENİZ OKUMAYIN

Dizinin en büyük sürprizi, Carrie ’nin büyük aşkı Mr. Big ’in birincil bölümün sonunda ölmesi. Peloton marka egzersiz bisikletinden indikten daha sonra yürek krizi geçiren Big, Carrie ’nin kollarında can veriyor. İlk bölümün arkasında hisseleri yüzde 11 düşen Peloton ise sorulara Mr. Big ’i canlandıran Chris Noth ’un oynadığı bir reklam filmiyle cevap verdi. Fakat sürpriz 17 Aralık ’ta iki kadının Noth kadar tecavüz ve cinsel saldırıya uğradıklarını açıklamalarıyla yaşandı. Noth “Hayır hayır demektir, ben o sınırı geçmedim” diyerek suçu reddetti ama Peloton dakikalar içinde reklamı yayından kaldırmıştı bile. Evet, Mr. Big olmadan bir Carrie düşünmek çok kuvvet. Lakin bahse girerim, yapımcılar hemen “İyi fakat öldürdük” diyordur.

Yorum yapın

SMM Panel