Berfu Yenenler: Eser’e sormak isterdim… Neden zayıflamıyorsun?

Mutsuzluk hissini nasıl tolere ediyorsun? Mutsuz olmayı neye bağlıyorsun?

İnsanlarla alakalı şeyler, beni mutsuz etmez. Başkasının beni mutsuz etmesi çok güç bir seviye. Fazla sevdiğim birinin durumu ya da bir söylediği fakat beni mutsuz eder. Onun haricen insanların söylediğinden fazla mutsuz olan bir insan değilim. Beni, bire bir etkileyen olaylardan mutsuz oluyorum. Çocuklarla ilgili, işle alakalı, hayat alanındaki bir şey olabilir. Mutsuzluğu çok kuvvet yaşamış bir insanım.

 Eleştirilere veya linçlere karşı dayanıklı olmanın bir adı var mı? Bu gamsızlık mıdır?

Kendimce birçok adı var. Fakat insanın kendisiyle alakalı bir şey. Bu sektörde olan insanların kaygısız olması, çok kayda değer bir artı. Ben çok kaygısız bir insanım. Tabi komşumuz ne yapıyor veya arkadaşımızda ne var durumlarını severiz. Bunlar, benim ilgimi hiç çekmiyor. O açıdan atıl biriyim. Başkasına ilgi duymam. İlgi duymadığım için de başkasının benimle ilgili söylediği şey de benim umurumda olmuyor. Bunlar, bana defalarca artı olarak dönüyor.

 Eşinden, aile hayatından, Miss Turkey başarılarından ve sosyal medyadaki kitlenden bağımsız olarak doğallığın dikkatimizi çekti. Biz, seni bir yerdeyken aldık buraya koyduk. Bu ne zaman oldu?

Ben, yaşım gereği dijitale doğmuş biriyim. Yurt dışındaki YouTube kanallarını, influencer ’ları, ünlüleri defalarca takip eden biriydim. O yüzden Instagram ’daki birinin bize nasıl tesir ettiğini haberdar olan biriyim. Çünkü bana da etki ettiler. İyi bir anlatıcı veya iyi bir gösterici, defalarca daha pozitif etki eder. Ben bir anlatıcıyım iddiasında olan biri değilim fakat ben anlatmayı fazla seven biriyim ve bu sevgim insanlara geçiyor. Ben ne zaman bir şey anlatıyorsam halk bundan mutlu oluyor ya da mutsuz olsalar da kendilerinden bir şey buluyorlar. “Evet, işte benim gibi” lafını; bir anne de, bir kız çocuğu da, erkek çocuğu da diyebilir. Kendilerinden bir şey buluyorlar. O yüzden bu kırılımın YouTube ile başladığını düşünüyorum. Daha Sonra Instagram ’daki videolarla devam etti. Video içeriği üreticisi ile görsel içerik üreticisi edinmek diğer bir şey. O yüzden o döneme bağlıyorum.

 Story ’lerinde defalarca benzer yazı fontunu kullanıyorsun. Bilinçli mi?

Evet, bilinçli. Ben, obsesif bir insanım. Örneğin benim en fazla sevdiğim tişörtüm vardır ve fazla mutlu olduğum günlerde en çok sevdiğim tişörtümü giyerim. Konut tişörtlerim vardır ve defalarca aynılarını giyerim. Obsesif bir insan olduğum için her zaman alışık şeyi bakmak isterim. Bu alışkanlık duygusal, beni güvende ve konforda hissettiriyor. O yüzden o konfor alanının dışına çıktığım süre kendimi rahatsız hissediyorum. O font benzer, “takipçi kankalarım” aramak ayın, “merhaba sevgili herkes” aynı… Tümü benim konfor alanım ve halk müziği da o konfor alanına alıştığı için kendini benleyken güvende hissediyorlar bence. Ben de çıkmıyorum o konfor alanında ve başkalarının da çıkmasını istemiyorum.

 Sence Instagram ’da ne yetkisiz? Bundan Böyle bir şeyleri fazla mu influence ediyoruz, çok mu sıkıldık veya fazla mu sıkılacağız, neyi absürt yapıyoruz?

Yarı bir yol var ve cümbür cemaat o yoldan gidiyor. Şu rimeli sürüyorum, dudağıma dolgu yaptırdım ve bu parlatıcıyı sürüyorum, bakın Channel çantam var, bakın Balenciaga kundura giydim. Pozlar bile benzer… Cümbür Cemaat, cümbür cemaat gibi. Ben sahiden ara sıra kim, hangisiydi hatırlamıyorum. Story ’lerde aynı kişi, benzer birey, aynı kişi… Herkes aynı şeyi öneriyor. Kendisinde öbür bir ışıltı olan veya başka biri gibi olmayan birileri olduğumuz süre zaten yol alınıyor. Ama çok az öyle birey var. Benzersiz elde etmek çok kuvvet bir şey. Çünkü biz, kendimizi olduğumuz gibi göstermeye utanıyoruz. Ben de hala çok utanıyorum. Konfor alanımdan çıktığım süre kendimi rahatsız hissediyorum. Başkasının yolundan gitmek tekrar tekrar daha konforlu olduğu ve tutulduğu için daha kuytu.

Berfu Yenenler: Esere sormak isterdim... Neden zayıflamıyorsun

 Biz, seni her zaman burada mı göreceğiz? Hedeflediğin bir proje var mı yahut yaptığın işi en iyi yapmaya devam mı etmek istiyorsun?

Yaptığım işi en iyi yapmaya devam etmeyi daima düşünüyorum. En iyisi olmazsa kendimi mutlu hissetmem. Çünkü galibiyet odaklı biriyim. Ama başarısız olunca da mutsuz olan biri değilim. Daha başarılı olmaya hırslanırım. O yüzden hiçbir vakit influencer ya da YouTuber olacağım diye yola çıkmadım. Yalnızca fazla eğlenen ve karşısındakini de mutlu etmeyi çok seven biriyim. Instagram ’da 5 bin takipçim varken de Youtube ’da 10 bin abonem varken de bunun için paylaşım yapıyordum. Hep eğlendirme ve güldürme odaklıydım. Bundan sonraki yolumda da buna hedefli olacağım. O yol, beni nerelere çıkarır bilmiyorum. İnşallah hoş kapılar açılır bana. Ama bu yoldayken hikayemde benimle gelecek. Buna evlenmem dahil, izdivaç hayatım dahil, çocuklu hayatım dahil, anne olmam ve bununla ilgili dertlerim dahil, çalışan bir kadın olmam dahil.

 En son en çok hüzünlendiğin anı paylaşabilir misin?

Ufak oğlumuz Mete, ufak bir kaza geçirdi ve mahvoldum. Şimdi hiçbir sıkıntısı yok, iyi. Fazla panikleyeceğim bir koşul değildi ama birincil kere pek bir şey yaşadığım için çok panikledim.

 Normalde çok paniklemeyen bir anne misin?

Çok soğukkanlıyım ama beni bile panikletti.

 En son en fazla neye şaşırdın?

Birinin yaptığı bir sinsiliğe şaşırmışımdır. “Vay be millet böyleymiş” tarzı bir şaşkınlık yaşamışımdır.

 Hala insanlar böyleymiş diyor musun?

Evet, diyorum. Her gün beni şaşırtıyorlar.

 En son en çok neyi yanlış anladın?

Eser ile yoldayken “hemen sen bana niye kızıyorsun” gibi bir durum oldu. O da “Sana kızmıyorum, ona kızıyorum.” dedi. Böyle küçük bir hatalı anlaşılma oldu.

 Ona gerçekte o kadar olmadığını anlatır mısın?

Eşimle evde mercimek köftesi yiyorduk ve yolda onu yanımıza almıştık. Bir kısmını eve dönerken yemek için kenara ayırmıştım. Eşim bitti mi diye sorunca bitti diye yalan söyledim. Bitmedi gerçekte,  arabada arka tarafta duruyor.

 Kendini affettireceğin bir andasın ve seni dinliyor. Anlatır mısın?

Lisede matematik dersindeyken hiç dersi dinlemez, kendi kendime takılırdım. Aralıksız dersten atılırdım. Keşke öyle da umursamazlık yapmasaydım.

 Sen dersten atılır mıydın?

Aklına gelen her dersten atılırdım. İğrenç bir öğrenciydim ben. Dersleri kulak vermek istemiyordum. Zaten zor konsantre olan biriyim. öyle kalabalıkla ders dinleyemiyordum. Algım açıldığı ve başka şeylerle uğraştığım için atılıyordum.

 Öğretmenin ile zıt düştüğün bir anın var mı?

bir kere sınıfa yeni gelen müzik öğretmenimiz vardı. Ben yeniden sınıftan atılmaya doğru yol alırken çıkmayacağım diye inatlaşmıştım.

 O sürprizi fiilen anlamamıştı. Sence neden?

Bu Eser ’dir. Bir sürpriz yaparım ve anlamaz. Birine hayret ettirmek gibi bir şeyim de değil.

 Sen sürpriz yapmayı sever misin?

Yapmam.

 Yapılmasını ister misin?

Onu da istemem. Güzel planlar yapılmasını ve müşterek bir şekilde karar verilmesini isterim. Şu an zaten fazla yoğun olduğumdan plansız bir şey yapılmasını hiç istemem.

 Mesela yoğun değilsin ve plansız bir şart var. Sana ne giyeceğini söylüyor fakat ne yapacağını söylemiyor.

Obsesiflik, asosyallik, panikatak başlar. bir de bilmediğim yer ise yol boyu kusarım.

 Cevapsız şeyler güzel yok midir?

Hiç değildir. Ben, cevapları anlamak isterim.

 Gider misin?

Giderim gerçi tabii oysa.

 Eser, hiç böyle şeyler yapmıyor mu?

Benden kaynaklı yok; zaten yapmıyor. Onun şansına da benim gibi biri gelmiş. Ben böyle bir şey istemiyorum.

 Bir gün böyle bir şey bekleyeceğin dönem gelir mi?

Gelmez nasıl olursa olsun.

 Izdivaç, yönetilmesi fazla zor bir siyaset diye bir laf var. Katılıyor musun?

Hiç değil. Eser de benim gibi. Biz kişilik olarak çok benziyoruz. O sadece asosyal olmayan ve insanlarla iletişimi daha iyi olan taraf. Ben de daha matematik zekası olan tarafım.

 Onu nasıl sevdiğini betimleme eder misin?

Ben yapışıkmış gibi hissediyorum. Biyoloji dersinde bir konu vardı; iki canlı birbirine yapışır ve birbirinden faydalanır. Biz de Eser ile tam öyleyiz işte. Ben, ilk aşık olduğum zamandan beri böylece hissediyorum. Sürekli yapışıp durmak istiyorum. İnanılmaz bir bağlantı bağımlısıyım.

 bedenen ne değin öbür kaldınız?

Hiç kalmadık. Totalde 1 ay yoktur. İlk birlikte olmaya başladığımız zamandan itibaren birlikteyiz. Bir tek korona olmuştu. O zamanda evden 4 gün sonradan gitmiştik. Onda net 7 gün bambaşka kalmıştık. Onun açık havada asla farklı kalmadık.

Berfu Yenenler: Esere sormak isterdim... Neden zayıflamıyorsun

 İlişki olarak herkesin şaşırabileceği, “evet bunu iyi yapıyorlarmış” denebilecek bir şey anlatır mısın?

Ben çok konuşan bir kadınım. Kadınlar çoğunlukla karşı taraf anlasın ister ve trip atar. Ben fazla erkek duygulu bir kadınım. O yüzden bir şeye kırıldığım süre konuşmak isterim. Uyuyorsa uyandırır konuşurum. Bugün niçin böyle yaptın, bana niçin böyle hissettirdin, sana şöyle yapsam sen nasıl hissedersin diye konuşmak isteyen biri olduğum için her şeyi kafama oturtarak ilerledi her zaman. Düğün yapanlar iyi bilir; böyle zamanlarda hep bir zorluk olur. Problemler daima çıkar ve onu bile o şekilde atlattık. O açık sözlülük belki de bir tık daha basit ilişki yaşamamızı sağlıyordur diye düşünüyorum.

 Her iki tarafta kıskançlık var mı?

Evet, var. Ben de fazla var. Ben adamın ümüğünü sıkarım, net. Benim fantastik canım sıkılır. Fakat o da kıskanç. Ben, 10 üzerinden 7 kıskanç isem o da 5. veya 6 ’ya 8 diyelim.

 Bu kıskançlık, karşı tarafın kendisini aldatacağından duyduğu vesvese değil.

Hiç değil.

 Kıskançlık deyince tek tip bir mesaj alıyor halk müziği.

Ben, şundan fazla rahatsız olan bir insanım; Eser ’in civarda kadınlar varken hangi mimiği ya da hangi hareketi ne amaçla yaptığını hissederim.

 Kadın, bir diğer kadını nasıl anlar?

Bence erkek de kadını anlar lakin anlamazlığa yatıyor.

 Eser ’i ilkokuldan bir arkadaşı arasa ve kahve içmek isterse ne olur?

Hiç o kadar şeyler değil.

 Olur Ya bir şey paylaşmak istedi?

Telefonla paylaşabilir. Şaka yapıyorum lakin Eser ’in üniversiteden çok yakın arkadaşı var.

 Bilmediğin biri olursa ne olur?

Bilmediğim biri değil işte. Biz evliyiz ve 1 hafta öbür kalmadık. Ben her şeyi biliyorum ve tanıyorum. Biz de böylece bir bölge değil.

 O vakit kıskançlık da olmaması gerekli.

Lakin yeni yerlere giriyoruz ve yeni şeyler oluyor. Çok uzun zamandır böyle bir koşul yaşamadık lakin başlarda diyeyim en azından. Fakat şu an olsa da fazla net ben rahatsız oldum derim. Bunun üstüne konuşuruz.

Berfu Yenenler: Esere sormak isterdim... Neden zayıflamıyorsun

 Senin gönlünü almak kolay mıdır?

Evet.

 Onun kıskandığı, senin çok makul olmayan bulduğun bir konuda yalnızca o rahatsız oldu diye uyumlanır mısın?

Uyumlanırım. Bu, ilişkinin net püf noktası. Sevdiğiniz kişiye uyumlanacaksınız. Ütopik bir şey istiyorsa ve kırmızı çizginiz ise o çizgiyi natürel ki aşmayın. Lakin uyumlanmak hoş bir şey.

 Dilediğin kişiye, dilediğin bir soruyu 83 milyonun izlediği bir programda sorma imkanı verildi sana. Bu kim olurdu ve ona ne sorardın?

Eser ’e neden zayıflamadığını sorarım.

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir